Endamına bakılırsa bu kız hala gökyüzünde fırtınalara sebep olacak güzellikte...
7 Mayıs 2009 Perşembe
GÖKTEN GELEN ÇİÇEK
Endamına bakılırsa bu kız hala gökyüzünde fırtınalara sebep olacak güzellikte...
12 Kasım 2008 Çarşamba
UĞUR BÖCEĞİNİN HİKAYESİ
Çok eski zamanlarda, daha dünyanın başlangıcında; ilk varlıklar oluştuktan sonra ilk topluluklar, bunun akabinde de varlıklar arası ilk ülkeler meydana gelmiş...İşte o yıllarda umutlar ülkesi diye bir ülke kurulmuş... Orda yaşayanlar umutsuzluğun ne olduğunu bilmez, daima güzel şeyleri hayal eder, herşeyin iyi olacağına inanırlarmış... Öyle de olurmuş... Kötülüğün varlığını reddettikleri için herkes iyiliğin gücünden faydalanır, onu yaptıklarıyla besler, karşılığını da alırmış... Umutlar ülkesi zamanla mutlulukla dolu bir yer olmuş...Ve hiç kimse hiç bir varlık umutsuzluğun nasıl bir şey olduğunu hatırlamaz olmuş...Yüzyıllar boyu da bu ülkede yaşam böylece sürüp gitmiş...Günlerden bir gün, umutlar ülkesinde ve hatta yeryüzünde bir ilk yaşanarak, iyiliği ve saflığı simgeleyen bembeyaz bir böcek doğmuş... Ona ''umut böceği'' ismini vermişler... Doğmamış hayallerin, iyiliğin, mutluluğun simgesi olan kanatları kar beyazı rengindeymiş... Güneşin ışığı üzerinde yansıdığında herkesin gözünü alan bu beyaz kanatlar, yağmurla ıslandığında daha da parlak olurlarmış... Herkes umut böceğine hayranlıkla bakar onu sevgilerinin gücüyle beslermiş...
Zamanla umut böcekleri çoğalmışlar, öyle ki artık onlarsız bir umutlar ülkesi düşünülemezmiş... Umutlar ülkesinin simgesi haline gelmişler ve sadece sevgiyle beslendikleri için o ülkenin dışında bir yerde yaşamaları imkansızmış...
Yeryüzünde çok zaman geçmiş... Uzun savaşlar ve afetlerin sonunda canlı kalabilen çok az varlık olmuş... Ama umutlar ülkesindeki tüm varlıklar dünyanın başlangıcından beri aynı kalmış... Onların sevgiyle beslenen iyilik kalkanı ülkeyi herşeyden korumuş... Yeryüzünde ise çeşitli hayvan ırkları ve insan ırkından başka geriye hiçbirşey kalmamış... İnsan ırkı düşünerek, çalışarak çok yol kat etmiş, ancak güçlendikçe zamanla iyiliğe olan inancını kaybetmiş... Zaten bunun sonucunda da doğa üstü varlıklarla bağı kopmuş... Zamanla onların varlığını bile unutmuş...O kendini yeryüzündeki işlere vermiş... Çok çalışmış, icatlar yapmış...Öyle ki hayvan ırkının bile üzerinde baskı kurmuş... Bir süre sonra elde ettikleriyle yetinmeyip dünyayı fethetmeye karar vermiş... Bunun için çoğalmaya başlamış ve yeryüzünü keşfetmek için yolculuğa çıkmış... Nerdeyse ayak basılmamış bir toprak parçası bırakmamış... Bu yolculuk sırasında beğendiği bölgelerde yaşamaya karar veren insanlar olmuş... O bölgelerden geçen insanlardan bazıları da onlara katılmış... Böylece her bölgede istekleri benzer insan grupları yaşamaya başlamış... Bu gruplar başkaları onların sırlarını çalmasın diye kendine has lisanlar oluşturmuş... Bir süre sonra gruplar büyümüş, ve insanların kendi oluşturduğu ülkeler haline gelmiş... Bulundukları yerlerin doğal kaynaklarını hırsları yüzünden tüketen isnanlar birbirinin toprağına göz dikmiş... Hep daha zengin olmak, daha çok şeye sahip olmak istemişler. Bu durum onların birbiriyle savaşmasına yol açmış... Dünyaya karanlık günler çökmüş... Çok çarpışma yaşanmış, çok kan dökülmüş... Doğmamış bebelerin anne karnında ahları alınmış... Hiç suçu olmayan masum insanlar savaşın bedelini hayatlarıyla ödemiş...En iyilerin bile artık insanlığa güveni kalmamış...Kimi toprak ve zengnlik, kimi intikam, kimi de kendini korumak uğruna akla hayale sığmayacak şeyler yapmış...Dünyada tek bir umut kalmayacak derecede insanlık kötülüğün esiri olmuş...
Bu durumdan endişe duyan umutlar ülkesindeki varlıklar bir karara varmış...Sevgiyi ve iyiliği hatırlatması için umut böceklerini insanlığa göndermiş...Arbedenin tam ortasında beliren umut böcekleri ışığı yansıtan parlak ve beyaz kanatlarıyla insanların dikkatini çekmeyi başarmış...Her böcek içindeki sevgiyi bir insana aktarmış ve bunun karşılığında bembeyaz kanatları kan kırmızısına boyanmış ve insanın içindeki acı da siyah benekler şeklinde kendini göstermiş...
Bundan böyle sevgiyi ve umudu hatırlatmak için dünyanın her yerine dağılan umut böceklerinin rengi hiç beyaza dönememiş...Sadece bazı bölgelerde; sevginin ve iyiliğin daha güçlüğü olduğu yerlerde, birkaç umut böceğinin rengi sarıya dönmüş...
Belki...belki de bir gün umut böceklerinin yine bembeyaz kanatları olur...Ama bu insanların sevgiye ne kadar inandıklarına bağlı...
6 Ağustos 2008 Çarşamba
BİZİ GÜÇLÜ KILAN ŞEY
Kendine inanmak insanı güçlü kılar. Bu nedenle küçücük bir çocuğun gelecekle ilgili ümitleri asla tükenmez... Sonsuz merakı, hayatı anlama isteği ve her canlıya olan sevgisi aslında kendine olan inancından kaynaklanır. Bir çocuğun kendine inanmasını, kendini tanımasını sağladığınızda onun önünde umut dolu koca bir yaşamın yolunu açmış olursunuz...DENİZYILDIZI VE MİDYE
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
